Bu yüzün arkasında saklıdır başka bir ben
Doğruyu söylemeyen, her şeyden bıkmış bir ben
Artık gülmüyorsam bir nedeni vardır
Artık sevmiyorsam, bir nedeni vardır
Artık duymuyorsam, ne beklersin ki benden
Çek git, kurtul vaktin varken
Çek git, kurtul "ben"den
Bu yüzün arkasında saklıdır başka bir ben
Derdini söylemeyen, kendini boğmuş bir ben
Artık gülmüyorsam bir nedeni vardır
Artık sevmiyorsam, bir nedeni vardır
Artık duymuyorsam, ne beklersin ki benden
Çek git, kurtul vaktin varken
Çek git, kurtul "ben"den
Sözlerle yıpratılmış, ağlarken gülen bir ben
Sessizce aldatılmış, zavallı, ezik bir ben
Benden uzakta doğmuş, beni besleyen bir ben
Yokluğumdan usanmış, beni özleyen bir ben
Bazen başkası olmuş, ölüp dirilmiş bir ben
Herkesi dostu bilen, herkesten kopuk bir ben
MAYBE I WAS JUST A GIRL,INTERRUPTED!
Will I be alone this morning
Will I need my friends?
Something just to ease away my pain
No one ever sees the loneliness behind my face
I am just a prisoner of my fame
If I could only stand
And stare in the mirror
What could I see?
One fallen hero with a face
Like me
And if I scream would anybody hear me
If I smash the silence, you'll see what fame
Has done to me
Kiss away the pain and leave me lonely
I'll never know if love's a lie, ooh
Being crazy in paradise is easy
Do you see the prisoners in my eyes?
Where is the love to shelter me?
Give me love, love set me free
Where is the love to shelter me?
Only love, love set me free
Set me free
Gözlerimi açıyorum her sabah yine... Açmamam gerekirken üstelik... Ama biliyorum ki gidemem hiçbir yere... Gözlerimi nerde açmam gerektiğini bile bilmiyorum... Huzur buralarda bir yerlerde, arıyorum, belki de sadece bölünmüş küçük bir beyinim ben o kadar... Kendi kendisini delirtmeye çalışan yaramaz bir çocuk...
Sınır çizgisi böyleymiş demek ki... Sınır çizgisinde gezmek... Borderline diyorlar arkamdan fısıldayan sahte mor adamlar... Ve çizginin bir tarafı hayallerini çöp poşetine doldur ve kapının önüne bırak diyor... Terket onları... Diğer taraf diyor ki... Bırak gitsin... Bırak dağınık kalsın herşey... Her zaman olduğu gibi...
Gerçek dünyaya dönmek için sahte dünyalar yaratmak ve sınır çizgisinde dolaşmak... İşte masanın üstünde yanyana duruyor yarım şişe
Hayat senden her zaman yapamayacağın şeyler ister... Sense çığ düşüp tıkanmış yollarından yavaş yavaş kazıyarak ulaşmaya çalışırsın beyninin düzgün çalışan loblarına... Depresyondan yıldızlı pekiyi ile mezun olan insanlar diplomalarını asla duvarlarına asmazlar. Mahkum oldukları siyah gözlüklerinin arkasından çekine çekine bakarlar, tekrar geri gelir belki diye... Biliyorum ki o aslında bir yerlerde pusuya yatmış beklemekte... Sadece beklemekte...
waiting for the day to end
though silence came too late
turn my eyes inside
close the lids
deny the world to enter
'cause I'm turning the desires down
again rose the monstrous
of hours in between
taint the thought
the trauma born inside
all the thoughts that you defined
tread the light again
take the pain away
feels as though
time as tears
never seem to end
I can't see the meaning of this life I'm leading
I try to forget you as you forgot me
This time there is nothing left for you to take, this
is goodbye
Summer is miles and miles away
And no one would ask me to stay
And I should contemplate this change
To ease the pain
And I should step out of the rain
turn away
Close to ending it all, I am drifting through the
stages
Of the rapture born within this loss
Thoughts of death inside, tear me apart from the core
of my soul
At times the dark's fading slowly
But it never sustains
Would someone watch over me
In my time of need
Anlam veremediğim bir kısır döngü ellerini boğazıma dayamış sıktıkça sıkıyor... Hayat mı bana karşı çok nankör, yoksa ben mi kuyruğu kıstırılmış uyuz bir kediyim anlayamıyorum. Aradığım ne bilmiyorum. Mutluluk hala lanetlenmiş bir kavram, evet geçmişimden kalma sözcükler bunlar unutulmayan... Nedenini bilmediğim davranışlarım, kendimi içine soktuğum hapishaneler, kendimi mi yoksa hayatı mı ciddiye almadığımı hatırlayamadığım gözyaşı krizleri...
"Artık iyiyim ya! Eskisi gibi değilim! Hem zaten yazmayı da bıraktım, zararlı bir alışkanlıktı" diyerek gülümsediğim minör dakikalardan majör depresyonlara kanat çırpışlarım... Durup dururken, kendime zarar vermediğim için kırıp zarar verdiğim insanlar... Bana zarar verenler, bu hale gelişimin sorumluları " canımın sıkıntı sınırı"...
Bana zevk veren herşeyden kaçıp, hiçliğin arkasına sığınmama sebep olan "sen"... Sen, her kimsen... Al, bak istediğin oldu, hiçim artık, hiçliğim tamamiyle...
Kusacak sözcüğüm, cümlem, öyküm kaldı mı bilmiyorum... Günlerdir yazamayan bir ahmak olarak yeniden kusmaya başlamam sizin için ne kadar iyi oldu bilmiyorum. O süre boyunca ben kusmadım ama dünya beni hep kustu, hep kustu sindiremeden... Hala da devam ediyor kusmaya... Eywallah...
Ruhundaki kara delik giderek daha da büyürken ve içine aldığın her şey o kara delikjte yok olurken hayretle bakarsın ayaklarının dibindeki insanlara... Üzerinde yürüdüğün ip kadar ince yoldan aşağıya yuvarlanmamak için çaba gösterirken bir yandan da ne yöne düşmen gerektiğini hesaplarsın... Fısıldarsın kendi kendine... Ruhuma hükmeden ne? Nedne hala ipin üstündeyim... Altımdan insanlar geçip giderken ben niye tepede tek başıma çabalıyorum? Bir anda kollarını açıp iki yana, kendini bırakmak aşağıya... Güçsüzlük mü yoksa bir güç gösterisi mi aşağıdaki insanların arasına karışabilmek için kendini yok etmen ? Giderek daha fazla koparken hayattan, ip daha da incelir, daha da yükselir. Yalnızlık hayat okulunun yüksek öğrenim kısmında verilen zorunlu seçmeli bir ders olmuştur. Ne yaz okulu vardır, ne de bütünlemesi... Sadece kalırsın sürekli... Hayat çevrende oyunlar oynarken sen boş boş bakarsın... Işık yoktur, umut yoktur! Yalan, dünyadaki boktan birşey, yalana inanmaksa dünyadaki en boktan şeydir. İçin yolgeçen hanına dönmüştür, kapıyı çalıp girenler ve kapıyı kapatmadan çıkanlar... Ağlayan minik bir bebeksindir artık, yalancı memeyle susturulan... Siktir et elbet büyürsün sen de... Ya da ölürsün... Doğal seleksiyon... Güçlüler yaşar, güçsüzler düşüp yok olur...
Sabaha kadar defterler dolusu yazmak bir anlam ifade edecek mi? Hayat kaldığı yerden devam edecek mi? Hayır etmeyecek. Hayat bir yerlerde kalalı çok uzun zaman oldu. O günden beri devam etmiyor sadece olduğu yerde sayıyor. Arasıra arkasından ittiriyoruz yürüsün diye ama iki adım ilerleyip duruyor. Son iki gecedir hemen hemen tüm hayati fonksiyonlarımı durdurdum. Yemek, içmek, uyumak... Midem yalanlarla ve aklım da yanıp yokolan hayallerle doluyken yere çakılmamak için hiç bir sebep yok... Burnuma sadece yanık kokusu geliyor. Can kurtaran sirenleri ve evet can kurtaran sirenleri... Kişi kendi kaderini kendisi çizer... Kurtarılmak istediğimi sanmıyorum... İçimdeki mahkemede kendime açtığım dava düştü... Daha önce düşen diğer davaların üstüne düştü... Kırılmak, incitilmek... Ne bulunursa içine tıkıştırılmış bir valiz gibiyim, havaalanında unutulmuş... Ne gelen var ne giden unutulduğumu anlamak için... ''Sonsuza dek yaşamak istiyorsanız, önce ölmeniz gerekir.''
İnsanlığın ölme sınırı ne acaba? Kaç kez ölebilir bir insan? Ölü bir beden kaç kez sikilebilir ya da kaç litre gözyaşı dökebilir insan... İnançsız, umutsuz, doğrusuz, hayalsiz... Hiç bir şey yok... Yokmuş, hiç olmamış... İnsanın kandırılma sınırı ne acaba? Artık ölmüyorum... Artık ağlamıyorum... Artık gülmüyorum... Nefes almıyorum... İnsan kaç kez deneyebilir kurtulmayı? Kaç kez yalvarabilir ki elimi tut diye? Kaç kez çıplak kalabilir birinin karşısında... Kaç kez üstüste yıkılabilir eski yıkıntıların üstüne... Kapıları kapat! Ardına kocaman bir moloz koy ve öl! Duymasın kimse sesini, bilmesin geberip gittiğini... Sadece öl... Sessizce, gizlice, yalnızca öl... Tıpkı bugün olduğu gibi...
yine sözcükler kusmaya geldim, yine sana geldim... hiç kimsenin olmadığı kadar yalın geldim... aynı bedende hem canlı hem ölü geldim... bana verdiğin parçanı kusmak için soktum bu sefer parmağımı boğazıma kadar... senden nefret ettim... bir parçanı bana bıraktığın için nefret ettim... bir parçamı aldığın için sevdim... ama ona iyi bakamadığın için öldürmek istedim... sıcak,ıslak,yalnız ve sarhoş seviştiğimizi bilerek daha çok nefret ettim ama bu sefer kendimden nefret ettim... seni ne çok istedim diye... kasıklarıma bastırdım ellerimi kanatana kadar... bakire tatminler yarattım kendime... ellerimi kana buladım içimdeki seni öldürerek... sonra kıyamadım... ölme dedim... sen ölme... sen de ölme herkes gibi... beni kimsesizliğin koynunda bırakma dedim... uyandın... ölmüyorum ama gidiyorum dedin... gidiyorum ama geri geleceğim dedin... bekle dedin... bekledim, günler haftalara, haftalar aylara döndü... içimin mevsimleri değişti, ruhumda tsunamiler gerçekleşti... duygularım sular altında kaldı... duygulardan nefret ettim... onları bir bir toprağa verdim... gelmedin... Dilimde bir şarkı şimdi...
ne kadar zaman geçti bilmiyorum? hani gelirim demiştin ya... bak hala ümitle seni bekliyorum! gelince nasıl özleyişimi anlatamazsam eğer şaşırma... konuşmak gerçekten gücüm dışında bu sefer ne olur yine susuyorum diye darılma... o kadar beklettin ki, senin için sakladığım her şeyi çaldılar mevsim mevsim tükendi çiçekler yalnızlığa döküldü çiçekler şarkılar şimdi boşuna üzüleceksin gelirsen vazgeç.. dön yola çıkmışsan dur!
Korkuyorum... Al korkularımı benden... Çocukların erişemeyeceği bir yerde sakla ki bulamasın çocuk ruhum onları bir daha! Uzaklaşma, kaçma, bırak aksın her şey bacaklarımdan yere... Yeter ki kalbimi kanatma, zehir saçma ortalığa... Saklanamayacak kadar içime kaçtım ben, saklama beni, saklandım zaten ben... Sokaklarla konuşacak kadar delirdim çoktan ben, onları dinleyecek kadar çaresizdim ben... Sınırın doğru tarafında durmak böylesine zorken nasıl karar verebiliriz ki doğru yöne? Bizim kaç yolumuz var seçebileceğimiz, yoksa hiç yol yok mu? Sonsuz şeritli bir yolun ortasında labirentte peynir arayan bir fare gibiyim... Kırıntı bulsam devam edeceğim yoluma... Cesaret, cesaret daha fazla cesaret... Yapabilirim! Bükülen boynumu kaldırıp yoluma devam edebilirim... İçimde uyutabilirim seni yormadan... Sarsmadan... Sarıl bana... Korkuyorum, aç ışıkları...
uzaktaki melek... seninle seviştiğimde hep kimsesiz kalıyor bir yanım... hep ağlıyor için için... herşey iyi olur sanmıştım oysa ki... kimseyi mutlu edemediğimi unutmuşum onca aradan sonra...
aramızda duvarlar,gölgeler,başka insanlar,kimliği belirlenemeyen kederler var hep...
hiç gitmeyecekler.hiç göndermeyeceksin
sen olmak isterdim oysa... ben ol isterdim
içimdeki yawru kedi ölmesin isterdim
huzur bu işte demek isterdim
ama ne de olsa morlar siyahlara dönüşür hep
ve iyilerin siyah giymesi gibi
kötüler de siyah giyer...
düşüyorum şimdi yine, hem de buz gibi bir üşümeyle...